Chamlıja’da Hasat Zamanı

Eylülün üçüncü haftası Bodrum’daki işimden ayrıldıktan sonra başladığım Batı Anadolu şarap üreticileri turumda ilk durağım Chamlıja’nın Kırklareli, Sütlüce Köyü’ndeki bağları oldu. Tura başlangıç tarihim gecikince pek çok üretici hasatları bitirmişti ve bu durum beni biraz üzüyordu çünkü işin o kısmını da yaşamayı çok istiyordum. Üzümün toprakla olan bağının kesilişi çok özel bir an ve orada onu yaşamak da bir o kadar anlamlı. Chamlıja’nın hasatlara devam ettiğini öğrendiğimde bir hayli sevinmiştim. Hal böyle olunca direksiyonumu ilk olarak o yöne çevirdim. İyi ki de öyle yapmışım.

Gökyüzü bulutlu, hava da serin olduğu için üzümleri sabahın ilk saatlerinde toplama telaşı yoktu Sütlüce’de. Bağa vardığımda işçiler öğle yemeği için mola vermişlerdi. Fırsattan istifade hepsinin yanına gittim, kendimi tanıttım ve fotoğraflarını çekmek için izin istedim. Hepsi olmasa da pek çoğu dünden razıydı fotoğraflanmaya. Bir yandan fotoğraf çekiyor bir yandan da şarabın gizli kahramanları olan köylü kadınlar ve erkeklerle sohbet ediyordum. Fotoğraf makinasını kenara bırakıp üzümleri toplamalarına yardım ederken müthiş cabernet sauvignon’ların tadına da bakıyordum. İlerleyen zamanlarda şarap olarak karşımıza gelecek olan üzümlerin o ilk asmadan ayrıldığı anlarda orada olmak gerçekten ilginç ve farklı bir his yaratıyormuş insanda. Eminim ki Chamlıja 2016 Cabernet Sauvignon’lar oldukça güzel şaraplara dönüşecekler. Bağda geçirdiğim keyifli saatlerin ardından Chamlıja’nın üretim tesislerine geçtim. Chamlıja’nın önologu Selin Özdemir Hanım tesis ve üretim mahremiyetini sebep göstererek fotoğraf çekmeme izin vermedi fakat ayrıntılı bir şekilde üretim modellerinden bahsedip, tesislerini gezdirdi. Fermantasyon süreçlerinden, şişelemeye kadar hızlandırılmış bir bilgilendirme yaptı. Şaraplarını keyifle içtiğiniz bir üreticiye dair bilgi birikiminizi birinci elden alınan bilgilerle, kendi gözlerinizle, deneyimlerinizle geliştirdiğinizde kendinizi çok daha iyi hissediyormuşsunuz. O üreticiye ait bir şarabı bir sonraki içişinizde baya farklı değerlendirmeler geliştiriyorsunuz kendi içinizde.

Şaraba ilgili olan, bu dünyanın içinde olan kişiler Chamlıja’nın hikayesini, süreçlerini az çok biliyorlardır fakat bilmeyenler için de kısaca kendilerinden bahsetmek isterim:

Şarap üretim maceralarına 2005 yılında başlayan ve alan araştırmasına 2007 yılına kadar devam eden Mustafa Çamlıca ve ekibi, gerçekleştirdiği çok yoğun inceleme, analiz, arşiv taraması ve karşılaştırmalar sonucunda 2008 yılında ilk bağlarının dikimine başlamış. Kaliteli şarabın ancak ve ancak bağda yapılabileceğine inanan Mustafa Çamlıca bu noktada A klas klonlardan, en ideal dikim tekniklerine kadar daha bir çok ince detayı planlayarak işini şansa bırakmak istememiş. 2011 senesinde şarap üretimine başlayan ve geçen süre içinde adından çok daha sık bahsettiren Chamlıja şarapları, gerek damaklarımızda ve ruhumuzda bize hissettirdikleriyle gerekse aldığı uluslararası ödüller ile yaptığı işin karşılığını almaya başlamış gibi duruyor. Gerek Bodrum’da çalıştığım dönemde müşterilerle sohbetlerimde, gerekse gündelik hayatta karşılaştığım kişiler market satışı olmayan şaraplar konusunda bir hayli habersiz. Bu yazıyı okuyan ve Chamlıja’dan bu vesileyle haberdar olan biri varsa herhangi bir yerde karşılaştığında bu özenli şaraplardan kesinlikle denemeli diyorum.

Bir röportajda ‘Neden şarap üretmek?’ sorusuna verdiği cevap Mustafa Bey’i ve şaraplarını anlamak için oldukça önemli: “Bu hayatı nasıl yaşamak istediğiniz ile ilgili bir soru. Bir mana sorusu. ‘Hayatın anlamı nedir?’ sorusu. Benim için mana; şarabı üretmek. Niçin ayçiçeği yağı değil de şarap diye sorar isem, şarapta bulduğum ‘gizem’ derim. Şarabın gizemi, insan vücudunda etkilediği bölgede yatıyor. Şarap o kadar güçlüdür ki doğanın en güçlü varlığının en güçlü organı olan beynini etkiler. Bunu yapar iken, iyi bir şarap ise baştan çıkartıcı rayihalarını insanoğluna sunar. Dahası kendi can suyunu da verir. Şarabı içer iken hasat senesinin yağmurlarından oluşmuş salkım tanelerindeki can suyunu vücudumuza alırız. Bir birada ya da rakıda bir bitkinin kendi özsuyu yoktur. Doğayla bundan daha mükemmel bir şekilde bütünleşeceğimiz çok az içki vardır. O yüzden şarap üretmek doğada yapılabilecek en manalı iştir.”

Çok kişisel olarak bir yorum yapacak olursam Chamlıja şaraplarının bu güne kadar beni memnun etmediği  hemen hemen hiç olmadı. Her şeyden öte Chamlıja’nın herhangi bir şarabını içerken yaklaşık olarak nasıl bir şarap içeceğinizi biliyorsunuz. Şarapların bütününde bir ortak ruh, karakter söz konusu. Şişenin içindeki şeyin gerçekten size söyleyeceği bir şeyler var. Bu güne kadar içtiğim en keyifli şaraplardan olan Felix Culpa Chardonnay 2014 mesela ağızda katman katman açılan bir şarap. Burunda inanılmaz bir canlılık barındıran şarap, ağızda ise çocukken okul kantinlerinden aldığımız patlayan şekerler gibi; boğazdan akıp gittiği halde ağızda hala küçük patlamaları devam ediyor.

Mustafa Bey’in kızı İrem Çamlıca’dan da bahsetmemek olmaz çünkü çok çok önemli bir noktada kendi farkını yaratmasına sebep oluyor Chamlıja’nın. Görsel sanatlar ile ilgilenen İrem Çamlıca kendisinin tasarladığı etiketler ile Chamlıja şaraplarının etkileyiciliğini sanattan güç alarak daha yukarılara taşıyor. Şişelerin arkasındaki etiketler aracılığı ile şarap sizinle konuşuyor, kendi hikayesini anlatıyor. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Sosyal medya yönetimini de kendi üstlenen İrem Hanım, gerek Instagram’dan, gerek Twitter’dan da şarap severlerle yoğun etkileşim içinde olan bir markaya dönüştürüyor Chamlıja’yı . Reklam yasaklarının üreticileri ciddi şekilde zorladığı bu günlerde sosyal medya çok daha belirleyici oluyor. Üretici ve tüketici arasındaki etkileşimin sıcak kalması her iki taraf için de olumlu sonuçlar doğuran bir durum.

Doğada olmak her zaman iyi gelmiştir bana fakat bir bağda olmak; hasat zamanı bir bağda olmak ve bir şekilde hasatın bir parçası olmak gerçekten oldukça keyifliymiş. Sadece fotoğraf çekmek ve oradaki insanlarla sohbet etmek değil, manevi olarak da içeride bir şeyler hissetmenize sebep oluyor bu tip deneyimler. Turum için çok güzel bir başlangıçtı kesinlikle. Kırklareli’ni ve o güzel bağları bir daha ziyaret edeceğim günü iple çekiyorum.

Not:Aşağıda hasat gününden fotoğraflar dışında, Chamlıja’nın deneyimlediğim şaraplarından bir kaçına dair fotoğraflar da bulunmaktadır.

Submit a comment

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s